İçerik Görüntüleme

Zamir, isim cümleciğinin yerini tutabilen kelimedir.

Şahıs zamirleri

mi
≈ ben "konuşan (kişi)"
ni
≈ biz "konuşan ve diğer kişi(ler)"
vi
≈ sen, siz "hitap edilen kişi(ler)"
li
≈ o (eril) "bahsedilen erkek şahıs ya da cinsiyeti bilinmeyen şahıs"
ŝi
≈ o (dişil) "bahsedilen dişi şahıs"
ĝi
≈ o "bahsedilen şey, eşya, hayvan ya da küçük çocuk"
ili
≈ onlar "bahsedilen insanlar, şeyler ya da hayvanlar"
oni
≈ "belirtilmemiş kişi(ler)"
si
≈ "kendisi, kendileri (mi, ni ve vi dışındaki, özne ile aynı kişi/kişiler)''

Şahıs zamirleri sonlarına iyelik eki -N alabilir:

  • Mi amas vin. - Seni seviyorum.
  • Ilin konas Karlo. - Onları Karlo tanıyor.
  • Ĉu vi ĝin vidas? - Onu görüyor musun?
  • Elizabeto lavas sin en la lago. - Elizabeto gölde yıkanıyor. (Kendini gölde yıkıyor.)

Sahiplik zamirleri

Şahıs zamirlerine -A soneki eklenirse sahiplik zamirleri oluşturulur:

mia
''benim''
nia
''bizim''
via
''senin, sizin''
lia
''onun (eril)''
ŝia
''onun (dişil)
ĝia
''onun'' (eşya, hayvan ya da küçük çocuk için)
ilia
''onların''
onia
''belirtilmemiş kişi ya da kişilerin''
sia
''kendisinin, kendilerinin''

Sahiplik zamirleri tıpki diğer sıfatlar gibi J ya da N soneklerini alabilir : mia ĉambromiaj ĉambrojmian ĉambronmiajn ĉambrojn.

Şahıs zamiri ismin önünde olduğu zaman, belirteç olur ve la eklenmez. Sahiplik zamiri, sahip olan hakkında bilgi verir ve bu belirlilik için yeterlidir. Eğer sahiplik zamirinn yerine de-ifadesi kullanılıyorsa la eklenmelidir: ilia ĉambro = la ĉambro de ili, mia edzo = la edzo de mi.

Sahiplik zamiri isimsiz olarak tek başınaysa artık belirteç değildir ve belirlilik anlamı yoktur. Belirliliği göstermek için normalde la eklenir.

  • Tiu ĉi libro estas mia. - Bu kitap benim.

  • Tiu ĉi libro estas la mia. - Bu kitap benimki.

  • Mia aŭto estas difektita. Ni provu la vian. La vian = vian aŭton. - Arabam bozuk. Seninkini deneyelim. Seninki = senin araban.

Eğer bağlam çok açıksa, bu tür la kullanılmayabilir:

  • Li pli ŝatas mian domon ol (la) sian. = ...ol sian domon. - Benim evimi kendisininkinden daha çok beğeniyor. = kendi evinden.

Diğer zamirler

Diğer bazı kelimeler de zamirdir (şahız zamiri değil), örn. O, U kaj ES sonekleriyle yapılan tablo kelimeleri ve ambaŭ.

Birinci şahıs

Mi

Mi tekildir ve (cinsiyet belirtmez). Mi ve mia konuşanın kendisinden bahsetmesinde kullanılır. Dilbilgisinde sıklıkla ''birinci şahıs'' olarak adlandırılır.

  • Mi venas de la avo, kaj mi iras nun al la onklo. - Ben dededen geliyorum ve şimdi amcaya gidiyorum.
  • Mi foriras, sed atendu min, ĉar mi baldaŭ revenos. - Ben ayrılıyorum ama beni bekleyin çünkü yakında geri döneceğim.
  • Por miaj kvar infanoj mi aĉetis dek du pomojn. - Dört çocuğum için on iki elma satın aldım.
  • Kiam mi finos mian laboron, mi serĉos mian horloĝon. - İşimi bitirdiğimde saatimi arayacağım.
  • Mi prenos miajn glitilojn kaj iros gliti. - Patenlerimi alacağım ve paten yapmaya gideceğim.

Ni

Ni çoğuldur (ve cinsiyet belirtmez). Ni ve nia konuşanın kendisi ve diğer kişi/kişilerle ilgili konuşması için kullanılır. Ni, ben ve diğer bir kişi, ben ve diğer birkaç kişi, ben ve diğer bütün kişiler ya da ben ve sen anlamlarına gelebilir.

  • Ni vidas per la okuloj kaj aŭdas per la oreloj. - Biz gözlerimizle görürüz ve kulaklarımızla duyarız.

  • Ni disiĝis kaj iris en diversajn flankojn: mi iris dekstren, kaj li iris maldekstren. - Biz ayrıldık ve farklı taraflara gittik: ben sağa gittim, o (eril) sola gitti.

    Ni = "ben ve o (eril)"

  • Kiam vi ekparolis, ni atendis aŭdi ion novan, sed baldaŭ ni vidis, ke ni trompiĝis. - Sen konuşmaya başladığında, biz yeni bir şey duymayı bekledik, fakat kısa sürede gördük ki yanılmışız.

    Ni = "ben ve diğer insanlar, fakat hitap edilen kişi dahil değil"

  • La nokto estis tiel malluma, ke ni nenion povis vidi eĉ antaŭ nia nazo. - Gece o kadar karanlıktı ki burnumuzun önündeki bir şeyi bile göremedik.
  • La junulo aliĝis al nia militistaro kaj kuraĝe batalis kune kun ni kontraŭ niaj malamikoj. - Genç, ordumuza katıldı ve bizimle birlikte düşmanlarımıza karşı cesurca savaştı.
  • Kiam vi vidis nin en la salono, li jam antaŭe diris al mi la veron. - Sen bizi oturma odasında gördüğünde, o bana zaten önden gerçeği söylemişti.

    Ni = "ben ve o (eril)".

İkinci şahıs

Vi

Vi ve via söyleyen kişi tarafından, hitap edilen kişi/kişiler hakkında konuşmak için kullanılır. Vi ve via hitap edilen kişi/kişilere bir şekilde dahil olan kişileri de kapsayabilir. Dilbilgisinde bu "ikinci şahıs" olarak adlandırılır. Vi bir ya da birden fazla kişi için kullanılabilir. O halde vi bazen tekil, bazen de çoğul olur. Vi cinsiyet belirtmez ve derece ya da pozisyon vb.'den bağımsızdır.

  • Sinjoro, vi estas neĝentila. - Efendim, siz kibar değilsiniz.
  • Sinjoroj, vi estas neĝentilaj. - Baylar, siz kibar değilsiniz.
  • Vi estas infanoj. - Siz çocuklarsınız.
  • Ĉu vi amas vian patron? - Babanı seviyor musun?
  • Via parolo estas tute nekomprenebla kaj viaj leteroj estas ĉiam skribitaj tute nelegeble. - Senin konuşman tamamen anlaşılmaz ve mektupların tamamen okunaksız.
  • Sidigu vin, sinjoro! - Oturun, efendim!

Vi ana cümlede U-fiilinin (emir kipi) öznesi olduğunda, genelde cümleden atılır..

Bazı dillerde bazen vi zamiri insanlar hakkında genel olarak konuşmak için kullanılır. Bunun için Esperanto'da oni zamiri kullanılır.

Ci

Ci tekil hitap zamiridir (ikinci tekil şahıs- ''sen'') ve cinsiyet belirtmez. Ci ve cia sadece teoride mevcutturlar ve pratikte neredeyse hiç kullanılmazlar. Ci'yi tamamen tekil vi, samimi yakınlık ifade eden tekil vi ya da hakaret ifade eden tekil vi olarak düşünmek mümkündür. Fakat, neredeyse hiç kullanılmadığı için hangi nüansı ifade ettiğini söylemek mümkün değildir. Bazıları ci'nin Esperanto'da önceden kullanıldığını ve sonradan bu kullanımın kaybolduğunu sansa da ci pratikte hiç kullanıma girmemiştir. Sadece bazen deneysel dil kullanımında görülmüştür. Normal Esperanto'da hitap zamiri olarak sadece vi kullanılmıştır.

Üçüncü şahıs

Mi, ni, vi (ya da ci) dışındaki her şey ''üçüncü şahıs'' olarak adlandırılır. Li, ŝi, ĝi, ili, lia, ŝia, ĝia ve ilia zamirleri, konuşan ve hitap edilen dışında olan ve tanınan şeyler için kullanılır. Oni ve onia belirli olmayan kişilerden bahsetmek için kullanılır. Si ve sia belirli durumlarda diğer üçüncü şahıs zamirlerinin yerine geçer.

Li ve ŝi

Li ve ŝi tekildir. Li ve lia bir erkek şahıs hakkında konuşulduğu zaman kullanılır. Ŝi ve ŝia bir dişi şahısla ilgili kullanılır:

  • Li estas knabo, kaj ŝi estas knabino. - O (eril) bir oğlan ve o (dişil) bir kız.
  • Li estas mia onklo. - O (eril) benim amcam.
  • Ŝi estas mia onklino. - O (dişil) benim halam.
  • En la salono estis neniu krom li kaj lia fianĉino. - Oturma odasında o ve nişanlısı dışında kimse yoktu.
  • Mi renkontis vian patrinon kaj ŝian kolegon. - Annenle ve iş arkadaşıyla tanıştım.

Cinsiyeti bilinmeyen ya da herhangi bir cinsiyetten insan hakkında genel olarak konuşurken, normalde li kullanılır. O halde li'nin iki anlamı vardır: erkek şahıs ya da (bir)insan:

  • Ĉiu, kiu ŝin vidis, povis pensi, ke li vidas la patrinon. - Onu (dişil) gören herkes, annesini gördüğünü düşünebilirdi.

    Li burada ''herkes''i, dolayısıyla her bir bireyi ifade etmektedir.

  • Se vi iros al kuracisto, li povos helpi vin. - Eğer doktora gidersen, sana yardımcı olacaktır.

    Cinsiyetten bağımsız olarak, herhangi bir doktordan bahsedilmektedir.

Li'nin bu kullanımına bazen cinsiyet ayrımcılığı olarak bakılsa da aslında sadece dilbilgisiyle ilgili bir meseledir. Li kadınlar ihmal edildiği için değil, iki anlamı olduğu için kullanılır: eril ve cinsiyetçe nötr. Bu gerçekten de bazen belirsizliklere neden olabilmektedir. Böyle durumlarda örn. ŝi, li, tiu, tiu persono vb. ile daha net ifade etmekten kaçınılmamalıdır.

Not: Bazıları yine de li'nin nötr kullamının yerine yeni zamirler teklif etmekte tereddüt etmemişlerdir. Neredeyse bütün sessiz harfler + ''i'' zaten önerilmiştir ve pek pratik sonuç elde edilmemiştir. Fakat şimdilerde bazen ŝli, ri, gi ve ĵi ya da diğer bazı önerilere rastlamak mümkündür.

Ĝi

Ĝi (o) tekildir. Ĝi ve ĝia cinsiyetsiz şeyler için kullanılır:

  • La tranĉilo tranĉas bone, ĉar ĝi estas akra. - Bıçak iyi kesiyor çünkü o keskin.
  • Trovinte pomon, mi ĝin manĝis. - Bir elma bulunca, onu yedim.
  • Mi disŝiris la leteron kaj disĵetis ĝiajn pecetojn en ĉiujn angulojn de la ĉambro. - Mektubu yırttım ve onun parçalarını odanın her köşesine fırlattım.

Ĝi cinsiyetin önemli olmadığı küçük çocuklar için de kullanılır. Fakat cinsiyeti bilinmeyen şahıslarda olduğu gibi li de kullanılabilir:

  • La infano ploras, ĉar ĝi volas manĝi. - Çocuk ağlıyor çünkü o yemek istiyor.
  • Mi montris al la infano, kie kuŝas ĝia pupo. - Çocuğa, onun oyuncak bebeğinin nerede yattığını gösterdim.

Eğer çocuğun cinsiyeti özellikle belirtilmek isteniyorsa ya da büyük bir çocuktan bahsediliyorsa, elbette li ya da ŝi kullanır.

Ĝi, cinsiyeti bilinse bile, hayvanlar için de kullanılır

  • "Pip, pip!" diris subite malgranda muso, kiu elkuris, kaj post ĝi venis ankoraŭ unu. - Kaçan ve onun ardından bir tane daha gelen küçük bir fare, birden ''Pip, pip!'' dedi.
  • Mi frapos vian ĉevalon sur la kapon tiel, ke ĝi falos senviva. - Senin atının kafasına öyle vuracağım ki o, yere cansız düşecek.

Yanlış anlaşılmanın olabileceği bazı özel durumlarda, hayvanlar için li ya da ŝi de kullanılabilir.

Ĝi, familio, popolo, armeo vb. gibi topluluk adlarını ifade de edebilir.

  • Hodiaŭ la problemo interesas la publikon, morgaŭ ĝi povas esti indiferenta pri ĝi. - Bugün problem kamuyu ilgilendiriyor, yarın onun hakkında kayıtsız kalabilir.

    İlk ĝi ''kamuyu'' (birçok kişiyi) ifade ederken, ikincisi ''problem''i ifade ediyor.

Ĝi normalde eşya, hayvan ya da açıkça belirli şeyleri ifade etmektedir. Tio, soyut bir ilişki için, tüm cümleyi ifade etmek ya da belirsiz bir şey, mesele için kullanılır (= o şey, mesele):

  • — Ŝi forvojaĝis. — Jes, mi tion scias. = Jes, mi scias, ke ŝi forvojaĝis. - — O (dişil) seyahate gitti. — Evet, onu biliyorum. = Evet, seyahate gittiğini biliyorum.

Ili

Ili çoğuldur. Ili ve ilia birden fazla tanınan şey ya da kişi için (konuşan ya da hitap edilen hariç) kullanılır. Ili cinsiyet belirtmez.

  • Kie estas la knaboj? Ili estas en la ĝardeno. - Oğlanlar nerede? Onlar bahçedeler.
  • Kie estas la knabinoj? Ili ankaŭ estas en la ĝardeno. - Kızlar nerede? Onlar da bahçede.
  • Kie estas la tranĉiloj? Ili kuŝas sur la tablo. - Bıçaklar nerede? Masanın üzerindeler.
  • Donu al la birdoj akvon, ĉar ili volas trinki. - Kuşlara su ver çünkü içmek istiyorlar.
  • Sinjoro Petro kaj lia edzino tre amas miajn infanojn; mi ankaŭ tre amas iliajn infanojn. - Petro bey ve karısı çocuklarımı çok seviyorlar; ben de onların çocuklarını çok seviyorum.

Bazı dillerde ili zamiri bazen belirsiz insanlar ya da insanlar hakkında genel olarak bahsetmek için kullanılmaktadır. Esperanto'da böyle durumlarda oni kullanılır.

Oni

Oni ve onia, herhangi bir insan hakkında, hangi insanlar hakkkında konuşulduğu önemli olmadığında ya da insanlar hakkında genel olarak konuşulduğunda vb. kullanılan belirsiz zamirlerdir. Oni normalde tekildir fakat çoğul da olabilir. Oni cinsiyet belirtmez.

  • En malbona vetero oni povas facile malvarmumi. - Kötü havada insan kolayca üşütebilir.
  • Kiam oni estas riĉa (aŭ riĉaj), oni havas multajn amikojn. - İnsan zengin olduğunda çok arkadaşı olur.
  • Oni diras, ke la vero ĉiam venkas. - Derler ki, gerçek her zaman galip gelir.
  • Kun bruo oni malfermis la pordegon, kaj la kaleŝo enveturis en la korton. - Büyük kapı gürültüyle açıldı ve at arabası avluya girdi.
  • Oni tiel malhelpis al mi, ke mi malbonigis mian tutan laboron. - Bana öyle müdahale ettiler ki tüm işim kötü oldu.
  • La malpura aero malsanigas onin. - Kirli hava insanları hastalandırır.
  • Kiam oni venas al tiu urbo, oni devas atenti pri la krimuloj. Ili kapablas ŝteli eĉ oniajn vestaĵojn. - Biri o şehre geldiği zaman, suçlulara dikkat etmeli. İnsanların kıyafetlerini bile çalabiliyorlar.
  • Ne kritiku onin, ĉar oni povas ankaŭ vin kritiki. - İnsanları eleştirmeyin çünkü onlar da sizi eleştirebilir.

Onin ve onia'yı pratikte kullanabilecek durumlar nadiren karşımıza çıkmaktadır. Bu nadirlikten dolayı, bazen kullanışlı olsalar bile bazıları bu formları tuhaf bulmakta ve kullanmaktan kaçınmaktadırlar.

Si

Si ve sia, belli durumlarda normal üçüncü şahıs zamirlerin yerine kullanılması gereken özel üçüncü şahıs zamirleridir. Si temsil ettiği şeye göre bazen tekil, bazen de çoğul olur. Si tek başına cinsiyet belirtmez.

Özne görevi gören şeyin aynı cümlede başka görevde de olması sıkça karşılaşılan bir durumdur. Özne mi, ni, , vi (veya ci) ise basitçe aynı zamir tekrar edilir:

  • Mi lavas min. - Yıkanıyorum. (Kendimi yıkıyorum.)

    Her iki mi de aynı kişidir.

  • Mi vidas mian fraton. - Kardeşimi görüyorum.

    Mi ve mia aynı kişiyi göstermektedir.

  • Ni lavas nin. - Yıkanıyoruz. (Kendimizi yıkıyoruz.)

    Her iki ni de aynı kişileri ifade etmektedir.

  • Ni vidas niajn fratojn. - Kardeşlerimizi görüyoruz.

    Ni kaj nia aynı kişileri ifade etmektedir.

  • Vi lavas vin. - Yıkanıyorsun. (Kendini yıkıyorsun.)

    Her iki vi de aynı kişiyi ifade etmektedir.

  • Vi vidas viajn fratojn. - Kardeşlerini görüyorsun.

    Vi ve via aynı kişiyi ifade etmektedir.

Eğer özne üçüncü şahıssa (yani ne konuşan ne de hitap edilen değil), cümledeki diğer bir anlam için si kullanılır. Eğer örn. li özne olarak ya da başka bir rolde kullanılıyorsa o zaman kesinlikle iki farklı erkekten bahsediliyordur. Aynı durum ŝi, ĝi ve ili için de geçerlidir.

  • Ŝi lavas ŝin. - O, onu yıkıyor.

    Bir kadın başka bir kadını yıkıyor.

  • Ŝi lavas sin. - O yıkanıyor.

    Bir kadın kendi vücudunu yıkıyor. Ŝi ve sin aynı kişiyi göstermektedir.

  • Ŝi vidas ŝian patrinon. - O, onun annesini görüyor.

    Bir kadın başka bir kadının annesini görüyor.

  • Ŝi vidas sian patrinon. - O, annesini görüyor.

    Bir kadın kendi annesini görüyor.

  • La virino serĉas ŝian filon. - Kadın, onun oğlunu arıyor.

    Kadın, başka bir kadının oğlunu arıyor.

  • La virino serĉas sian filon. - Kadın oğlunu arıyor.

    Kadın kendi oğlunu arıyor.

  • Li lavas lin. - O, onu yıkıyor.

    Bir adam başka bir adamı yıkıyor.

  • Li lavas sin. - O yıkanıyor.

    Bir adam kendi vücudunu yıkıyor. Li ve sin aynı kişiyi ifade etmektedir.

  • Ĝi lavas ĝin. - O, onu yıkıyor.

    Bir hayvan başka bir hayvanı (veya şeyi) yıkıyor.

  • Ĝi lavas sin. - O yıkanıyor.

    Bir hayvan kendi bedenini yıkıyor. Ĝi ve sin aynı hayvanı ifade etmektedir.

  • La hundo ludas per sia pilko. - Köpek topuyla oynuyor.

    Köpek kendi topuyla oynuyor.

  • Ili lavas ilin. - Onlar onları yıkıyor.

    Bir insan ya da hayvan grubu diğer bir grubu yıkıyor.

  • Ili lavas sin. - Onlar kendilerini yıkarlar.

    Bir grup kendi vücutlarını yıkarlar. Ili ve sin aynı grubu ifade ediyor.

  • La naĝintoj ne trovas siajn vestaĵojn. - Yüzücüler elbiselerini bulamıyorlar.

    Yüzücüler kendi elbiselerini bulamıyorlar.

  • Oni ne forgesas facile sian unuan amon. - İnsan llk aşkını kolayca unutamaz.

Si özne olamaz.

Si'nin kendisi hiçbir zaman özne ya da öznenin parçası olamaz çünkü o halde si kendi kendini temsil etmiş olur. Aynı şekilde sia da öznenin parçası olamaz. Böyle cümleler mümkün değildir: Si manĝas. Mi kaj si dancas. Petro kaj si fiŝkaptas. Mia kaj sia fratoj estas samklasanoj. Sia edzino estis kisata de li. O halde böyle denmez: Karlo kaj sia frato promenas en la parko. Eğer biri böyle bir cümle kuruyorsa, muhtemelen sia'nın Karlo'yu ifade etmesi niyet edilmektedir. Fakat özne aslında Karlo değildir, şudur: Karlo kaj sia frato. Şöyle denir: Karlo kaj lia frato promenas en la parko.. Fakat cümle şöyle oluşturulursa si kullanılabilir: Karlo kun sia frato promenas en la parko. Şimdi özne Karlo'dur ve sia tam olarak Karlo'yu ifade etmektedir. Kun sia frato kısmı öznenin değil kun-sıfatının parçasıdır.

Edilgen cümlede si

Si kaj sia dilbilgisel özneyi temsil eder. Edilgen cümlelerde de bu geçerlidir, fakat dilbilgisel özne bu cümlelerde fail değildir:

  • Ŝi estas amata de siaj instruistinoj. - O, öğretmenleri tarafından sevilir.
  • Karlo estis akompanata de Petro al sia domo. = ...al la domo de Karlo. - Karlo'ya evine (Karlo'nun evine) kadar Petro tarafından eşlik edildi.
  • Karlo estis akompanata de Petro al lia domo. = ...al la domo de Petro. - Karlo'ya evine (Petro'nun evine) kadar Petro tarafından eşlik edildi.
  • Li sendas leteron al sia kuzo.Letero estas sendata de li al lia (propra) kuzo. - Kuzenine bir mektup yolluyor. → Mektup, onun tarafından kendi kuzenine yollanıyor.

    Edilgen cümlede al sia kuzo denilmez, çünkü o zaman mektubun kuzeni kastedilmiş olur.

Yan cümle

Yan cümlenin yükleminin kendi öznesi vardır. Eğer bir yan cümlede si(a) kullanılıyorsa, her zaman yan cümlenin öznesini temsil etmelidir, ana cümlenin değil:

  • Elizabeto rigardis la viron, kiu kombis al si la harojn. - Elizabeto, saçlarını tarayan adama baktı.

    Adam, Elizabeto'nun değil, kendi saçlarını tarıyormuş. Si, kombis'in öznesini temsil etmektedir, yani kiu'nun öznesini (ve kiu da adamı temsil etmektedir.).

  • Karlo kaj Petro diris, ke la infanoj jam vestis sin. - Karlo ve Petro dediler ki çocuklar zaten giyinmişler (kendilerini giydirmişler.).

    Çocuklar kendi bedenlerini giydirmişler (giyinmişler), Karlo ve Petro'nunkileri değil.

  • Li vidis, ke la hundo ludas per sia pilko. - O gördü ki köpek topuyla oynuyor.

    Top köpeğe (yan cümlenin öznesi) aittir.

  • Abimeleĥ, la reĝo de la Filiŝtoj, rigardis tra la fenestro, kaj vidis, ke Isaak amuziĝas kun sia edzino Rebeka. - Avimelek, Filistinlilerin kralı, pencereden baktı ve gördü ki İshak, karısı Rebeka ile eğleniyor.

    Rebeka, Avimelek'in (vidis'in öznesi) değil İshak'ın (amuziĝas'ın öznesi) karısıdır. Eğer Avimelek'in karısı olsaydı lia edzino denirdi.

  • Mia avo diris, ke li tre amis sian patrinon. - Dedem annesini çok sevdiğini söyledi.

    Sian, amis'in öznesini temsil etmektedir, öte yandan li, mia avo'yu ya da başka bir adamı ifade ediyor olabilir.

Si kendi başına özne olamaz. Si ana cümlenin öznesini temsil etmesi amacıyla, ne yan cümlenin öznesi ne de öznesinin parçası olarak da kullanılamaz. Böyle mümkün değildir: Karlo diris, ke si venos morgaŭ. Böyle de mümkün değildir: Karlo diris, ke sia frato venos morgaŭ.. Si bir yan cümlede her zaman yan cümlenin öznesini temsil eder. Böyle denmelidir: Karlo diris, ke li venos... / ke lia frato venos.... Bu şekilde de denilmez:Ŝi sentis, ke pluvas sur sin. Böyle denmelidir: Ŝi sentis, ke pluvas sur ŝin.

-A ile sonlanan ile ortaç yan cümle gibidir:

  • Li ekvidis la anĝelon de la Eternulo, starantan sur la vojo kun elingigita glavo en sia mano. - Elinde kılıfından çıkarılmış kılıfıyla yol üzerinde duran, Rabb'in meleğini gördü.

    Melek elinde kılıcıyla duruyormuş.

  • Karlo promenis kun virino vestita per sia plej bela vesto. - Karlo, en güzel elbisesini giyinmiş bir kadınla yürüdü.

    O (kadın), en iyi elbisesini giyinmiş.

Kiel veya ol ile oluşturulan karşılaştırma ifadeleri de yan cümleler gibidir. Si bu tip karşılaştırma ifadesinde zımni fiilin öznesini temsil etmelidir:

  • Ŝi amas lin kiel sin mem. - O, onu kendisi kadar seviyor.

    O (dişil) onu (eril), kendisini sevdiği kadar seviyor.

  • Ŝi estas tiel saĝa kiel ŝia fratino. - O, onun kız kardeşi kadar akıllı.

    Onun kız kardeşi de akıllı.

  • Li punis ilin same kiel siajn fratojn. - O onları, kardeşleri gibi cezalandırdı.

    Kendi kardeşlerini de cezalandırdı.

  • Ŝi amas lin pli ol sin mem. - O (dişil), onu (eril) kendisinden fazla seviyor.

    Onu, kendisini sevdiğinden daha fazla seviyor.

  • Li estas pli aĝa ol lia frato. - O, erkek kardeşinden daha büyük.

    Erkek kardeşi de büyük ama daha az.

Sona gelen kompleks bir sıfat veya bir ismin tamamlayıcısı, zımni bir fiile sahip bir yan cümle olarak kabul edilebilir. Bu durumda si zımni fiilin öznesini temsil edebilir. Bu özne, önceki isimle her zaman özdeştir. Yine de bu tip cümlelerde kullanım farklılık göstermektedir:

  • Ili vizitis muzeon faman pro siaj belaj pentraĵoj. = ...muzeon, kiu estas fama pro siaj belaj pentraĵoj. - Onlar müzeyi güzel resimlerinden dolayı ziyaret ettiler. = ...güzel resimlerinden dolayı ünlü olan müzeyi.

    Resimler müzeye aittir.

  • Picasso vizitis muzeon faman pro liaj pentraĵoj. = ...muzeon, kiu estas fama pro liaj pentraĵoj. - Picasso resimlerinden dolayı ünlü olan müzeyi ziyaret etti. = Onun (Picasso'nun) resimlerinden dolayı ünlü olan müzeyi.

    Resimler Picasso'nundur.

  • Ŝi vidis soldaton kun sia pafilo en la mano. = ...soldaton, kiu staris kun sia pafilo en la mano. - Askeri elinde silahla gördü. = elinde silahla duran askeri.

Mastar

Eğer si mastarla birlikte kullanılıyorsa, si mastarın öznesini temsil eder. Genelde bu zımni özne eylemin öznesiyle aynıdır fakat her zaman değil:

  • Ĉiu homo devas zorgi pri si mem. - Her insan kendisiyle ilgilenmelidir.

    Si, zorgi'nin öznesini temsi etmektedir. Devas'ın öznesiyle aynıdır.

  • La sinjoro ordonis al la servisto vesti sin. - Efendi, hizmetçiye giyinmesini emretti

    Vesti'nin zımni öznesi la servisto'dur. Sin hizmetçiyi ifade etmektedir.

  • La sinjoro ordonis al la servisto vesti lin. - Efendi, hizmetçiye onu giydirmesini emretti.

    Hizmetçi kendisini değil, başka bir adamı, muhtemelen efendisini giydirmeli.

Eğer cümlede mastarın zımni öznesi yoksa ve olmaması önemli değilse, eylemin öznesini si temsil eder:

  • La reĝo sendis voki sian kuraciston. - Kral, doktorunu çağırmak için yolladı.

    voki'nin zımni öznesi cümlede mevcut değil ve olmaması önemsiz. Sia bu nedenle kralı temsil edebilir. Burada sendis voki'ye, tek bir özneli (kral) tek bir fiil gibi bakılır.

  • La reĝo sendis la serviston voki lian kuraciston. - Kral, doktorunu çağırmak için hizmetkarını yolladı.

    Burada voki'nin öznesi (hizmetkar) mevcut. Eğer sian kuraciston denilirse, hizmetkarın kralın değil, kendi doktorunu çağırması gerekirdi.

İsim-fiil

Eğer isim açıkça eylem bildiriyorsa ve eylemin öznesi mevcutsa, si normalde o özneyi temsil etmelidir. Yine de bu hususta kurallar sabit değildir:

  • Petro pacience aŭskultis la plendadon de Karlo pri ĉiuj siaj problemoj. - Petro sabırlı bir şekilde, Karlo'nun tüm sorunlarıyla ilgili yakınmalarını dinledi.

    Karlo bütün kendi sorunlarıyla ilgili yakındı. Sorunlar Karlo'nundur (plendado eyleminin zımni öznesi), Petro'nun (aŭskultis'İn öznesi) değil.

Sia, isim-fiilin önüne onun belirteci olarak geldiğinde, isim-fiil her zaman yüklemin öznesini temsil eder.

  • Karlo rakontis al Eva pri sia vojaĝo al Azio. - Karlo, Eva'ya Asya'ya yolculuğundan bahsetti.

    Asya'ya Karlo seyahat etti.

  • Karlo demandis al Eva pri ŝia vojaĝo al Eŭropo. - Karlo, Eva'ya Avrupa'ya seyahati hakkında soru sordu.

    Avrupa'ya Eva seyahat etti.

Sabit ifadelerde si(a)

Bazı sabit ifadelerde si(a){3} normal kurallara uymamaktadır:

  • siatempe = ''zamanında, o zamanda, ilgili zamanda, uygun zamanda''. Siatempe bu özel anlamında, özneden bağımsız olarak kullanılır: Mi volis siatempe proponi regulon. Ben zamanında bir kural önermek istemiştim. Tiam mi donos al via lando pluvon siatempe. O halde ben senin toprağına uygun zamanda yağmur yağdıracağım.
  • İsim + en si = "özünde; olduğu gibi''. Bu özel anlam ifade edilirken ilgili şey özne olmasa bile si kullanılır: Se oni rigardas la aferon en si, oni vidas... Eğer meselenin özüne bakılırsa, görülür ki... =Se oni rigardas la aferon tia, kia ĝi estas... Eğer meseleye olduğu gibi bakılırsa...
Başa geri dön